Kullanıcı Adınız...
Şifreniz...
Şifremi unuttum!

MiniOkey Forum

Forumda Ara
Forum Son Mesaj Konular Mesajlar
MESAJLAR

DUNYAA

Mesaj Tarihi: 26.10.2010 15:01:02

 

 

 

Son Hatıra

 

 

Sevdama oynanan kötü bir oyun
Sobede ebeyi tuttum bu gece
Kınalar yakmışsın olacak toyun
Taktığın yüzüğü attım bu gece

Duygu fakiridir sevmeyi bilmez
Ateşte yananın sesini duymaz
Büktürdü belimi gözlerim gülmez
Derdime dertleri kattım bu gece

Oyunlar oynandı kapandı perde
Solumdan vurulup düştüm derde
Aşkın iksirini içtiğim yerde
Yorgansız yatakta yattım bu gece

Bu acı bu keder mahşere gider
Vijdanı olmayan elde ne eder
Bana hatırası sadece keder
Pazara çıkarıp sattım bu gece

Yazdığı namenin zarfını açtım
Öfkemi kinimi tek ona saçtım
Acıdan öfkeden çıldırıp kaçtım
Son hatıranıda sildim bu gece


DUNYAA

Mesaj Tarihi: 26.10.2010 14:53:11

 

Yar Olamazsın...

Sefil arsız benim çapım değilsin,
Yılandilin şu beynime balyozdur…
Yarsız kalsam yine kapım değilsin,
Talan halin erken öten horozdur…

Sence sevda bir evcilik oyunu,
Arıyorsun yünlü – sütlü koyunu,
Bak aynaya ölç bakayım boyunu,
O gördüğün cilalanmış molozdur…

Ben öğrendim kaç tilki var kafanda,
Aşkın izi olmaz gönül sayfanda,
Daha çiğsin hiç iş yokmuş kafanda,
Sevgisizler aşk yolunda takozdur…

Aşkta kural karşılıklı özveri,
Ağız dersen tutulacak söz yeri,
Her kapıdan olacaksın yüz geri,
Rengin bozuk bir karadır bir bozdur…

Dunyaa der; ben istemem çamuru,
O çamuru örtmez kürkün samuru,
Yâr çekilmez bozuk ise hamuru,
Çile verir, bela olur, dert olur...


!YASMIN!

Mesaj Tarihi: 22.07.2010 09:22:52

tanem hile yapıyor lütfen uyarilsin yeter coklu oturumla puanına bakarmısınız


DUNYAA

Mesaj Tarihi: 21.06.2010 13:49:03

BİR BABANIN OĞLUNA MEKTUBU !

Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş.
"Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş.
Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş...
Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.
Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki
kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş.
Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış.
Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş.
Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve
çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?"
Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.."
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte
olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi
birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler.
Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden
uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler. Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak...
İkisinde de bir tat yok "
Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu.
Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici.
Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi...
Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."

BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN..


«®»»Pã§ã««®»

Mesaj Tarihi: 12.05.2010 10:22:00

 

+35989 BU NUMARAYA DİKKAT
+35989 diye başlayan cevapsız çağrıları SAKIN GERİ ARAMAYIN. +35989 BU NUMARAYA DİKKAT

+35989 diye başlayan cevapsız çağrıları SAKIN GERİ ARAMAYIN.

BU NUMARAYA DİKKAT!

Son günlerde cep telefonu kullanıcılarına bilmedikleri bir yurt dışı numarasından gelen çağrı, cep kullanıcılarının keyfini kaçırıyor. Yurt dışından gelen bu çağrıya cevap verenler ise ilginç bir durumla karşılaşıyor.

'BENİ KURTARIN' TEZGÂHI!

+35989 ile başlayan bu numaraları geri arayan cep telefonu abonelerinin karşısına, kendisini Bulgaristan'da yaşayan Türk kızı olarak tanıtan birisi çıkıyor. Eniştesinin kendisini taciz ettiğini öne süren genç kadın, kendisini arayan kişiyi bir yerden tanıdığını iddia ediyor. Ancak işin gerçeği, Bulgaristan'da faaliyet gösteren bir 'seks hattı'nın personeli olan bu genç kadın, arayan kişileri ne kadar fazla konuşturursa o kadar fazla fatura geliyor. Genellikle eski numaraları ve 532 ile başlayan hatları arayan bu kişilerin numaralarını geri aradığınız zaman, faturanız 900'lü hatlar olarak bilinen özel hatların tarifesi ile ücretlendiriliyor. Daha önce de benzer olaylar yaşanmasına rağmen, dolandırıcılar bu yönteme yeniden başvurarak cep kullanıcılarını tuzağa düşürmek için yeni senaryolara başvuruyorlar.

SAKIN GERİ ARAMAYIN

Bu tuzağa düşmemek için, +35989 ile başlayan tanımadığınız bir numaradan size cevapsız çağrı gelirse sakın geri aramayın. İyi niyetle bir genç kıza yardımcı olmaya çalışırken altından kalkamayacağınız bir fatura ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
www.afyonhaber.com

¶¤Ø~zå£îm~¥å®¤¶

Mesaj Tarihi: 01.05.2010 14:44:04

 

Ben TÜRK'ÜM Ben Vatan'ım 
Ben Türküm Ben Belene deki Türküm Dili ve Dini Degiştirilmek Üzere Bu Ölüm Adasına Yollanan Domuzların Müslüman Etiyle Beslendiği insafın Zerresinin Olmadıgı Bulgar Zulmü Altında Yok Edilmiş Binlerce TÜRK’üm Ben Ben Mora daki Türk’üm Ekmegimi, suyumu paylaştıgım kapı komşum yunanın bir gece sıcacık yatagımdan sürükleyerek koyun keser gibi kesip, diri diri yaktıgı yirmibin TÜRK’üm ben Ben  Arnavutluk taki, Yugoslavya daki, Bulgaristan daki, Yunanistan’daki, BALKAN’lardaki Türk’üm, Bu toprakları bal gibi tatlı yapan ve bu toprak ugruna kanı oluk oluk akanım. Sofrası başında, tarlasında, uykusunda, bebegi karnında, kundakta, yedisinde, yetmişinde katledilen, kalanı da adı, dili, dini degiştirilmek üzere Yunan, Bulgar, Sırp mezalimi altında inleyen Türk’üm ben! Ben, Kıbrıs Türk’üyüm, Büyük Yunanistan projesi dahilinde, Rum papazların önderliğinde yüzelli yıldır yok edilmeye çalışılan, isimsiz ve kefensiz toprak çukurlarda yatan, kahpe bir oyunun son perdelerinin oynandıgı yavru vatan Kıbrıs’daki Türk’üm ben! Ben, Hocalı’daki, Azeri Türk’üyüm, Ermeni’nin, çoluk çoçuk, kadın kız, yaşlı demeden bir gecede katlettiği beşbin masum Türk’üm ben! Ben, Karabag’daki, Azeri Türk’üyüm, diri diri mezarlara gömülmüş, hayatta kalanı ise insanlık dışı bir yaşama mahküm edilmiş, vatanı elinden alınmış, Karabag Türk’üyüm! Ben Uygur Türk’üyüm! Türk’lügün doğduğu topraklarım elimden alındı, adım degiştirildi, dilim yasaklandı, törelerim yok edilmeye çalışıldı, orucum, namazım yasaklandı,sonunda imanımı almak istediler ve ben şehadet getirerek can verdim, Ben, bir yudum suya hasret, kursagımda kemirdiğim çarıklarımla Yemen’de, Galiçya’ da, Trablusta, Mekke’de, Medine’de peygamberimin mezarını, kıblemi, kâbemi korurken çil çil İngiliz altınları ile beslenen arapların arkadan vurduğu Türk’üm ben! Ben Kırım Türk’üyüm! 1944 ün 18 Mayıs gecesinde tren vagonlarında yollandıgım Sibiryanın buzullarına canlı canlı gömüldüm. Karşı çıkanların dökülen kanları ayı kızıla boyadı. Arabat’ da kalanlarımız teknelerle Karadeniz’e ölüme yollandı. Karadeniz’de hâlâ çığlıkları işitilen Kırım Türk’üyüm ben. Ben Irak Türk’üyüm, Amerika’nın sözde demokrasi ekip ölüm biçtiği yerdeyim, Coni ve uşakları sayesinde her gün onlarca, yüzlerce, binlerce ölüyorum, seyrediyorlar sadece, kalanlarımız siliniyor soy kütüklerinden, yaşarken öldürülüyorum,insanlığın öldüğü yerdeki Irak Türk’üyüm ben, Ve ben Anadolu’yum, Türk Yurduyum İngiliz’in maşası Yunanlılar, Fıransız’ın maşası Ermeniler agızlarından salyalar akan kuduz köpekler misali girdiler bu aziz vatana.nice yiğitler, nice fidanlar, nice analar, nice kızlar, ne kocamış erler, nineler yatar bağrımda nice emzikteki yavrular ya da ana karnındaki bebeler kahpe kurşunlarla, Allah’sız süngülerle düştüler toprağıma. Kimileri camilerde diri diri yakıldı, Allah diyerek verdiler son nefeslerini.Irzına geçilmiş kızlar attılar kendilerini kör kuyulara, ana rahimlerine saplanan süngülerde cinsiyet tespitleri yapıldı, gözleri oyulmuş, diri diri kesilmiş başlar bedenlerini aradılar. İşte ben bu yunan mezalimine, ermeni vahşetine maruz kalmış Anadolu Türk’üyüm! Ve hali hazırda, Düşman düşmanlığından, hain hainliğinden, yerli işbirlikçi maşalığından vazgeçmemiştir. Türk’e bunları yapan ve yaptıran eli kanlı milletler diktikleri ermeni veya pontus anıtlarıyla ellerinin kanını asil Türk Milletine bulaştırmaya çalışmaktadırlar. 

DUNYAA

Mesaj Tarihi: 13.04.2010 15:49:21

SAĞLIK:

1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2009'da okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10 - 30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.

KİŞİLİK:

11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın.
Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın.
Bunun yerine enerjinizi olumlu
şekilde şu an için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok da ciddiye almayın; kimse yapmıyor.
15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcama.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan herşeye zaten sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın.
Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın.
Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam
ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.

SOSYAL YAŞANTI:

25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.
30. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez.
31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı.
Onlarla temasta olun.

HAYAT:

32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.
34. Tanrı herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve
ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için tanrıya şükredin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.

SONUNCU ANCAK ÖNEMLİ:
40. Lütfen bu dilekleri önemli saydığınız herkese iletin. 


DUNYAA

Mesaj Tarihi: 13.04.2010 15:46:31

 HAYAT KURTARAN İKİ Ö NEMLİ UYARI LÜTFEN OKUMADAN GEÇ MEYİN


 
  
1-Diş macununu ıslatmayın

 

Diş macununu ıslatmayın
Türkiye, ağız-diş sağlığı konusunda sınıfta kalan ülkeler arasında ilk
sıralarda...

Doğru bilinen yanlışlar ve önemsenmeyen detaylar ağız sağlığının
bozulmasına neden oluyor.

Yemeklerden hemen sonra dişleri fırçalamak besinlerdeki asitlerin ağızda
dağılmasına neden olduğu için dişleri zayıflatıyor. Dişleri yemeklerden en
AZ bir saat sonra fırçalamanın daha uygun olduğunu söyleyen Memorial
Etiler Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü'nden Dt. Hacer Esved
Alireisoğlu, Türkiye'de ağız ve diş sağlığına yeterince önem verilmediğini
söyledi ve bu konuda sık yapılan hataları şöyle sıraladı:

 DİŞ MACUNUNU ISLATMAYIN

Diş macununun bilinenin aksine suyla ıslatılmaması gerekir. Islanan diş
macunu etken maddesini kaybeder. Diş macunu leblebi tanesi büyüklüğünde
kullanılmalıdır. Unutmayalım ki diş macunu sadece diş fırçalamayı
kolaylaştırıcı bir ajandır.

"NE KADAR UZUN FIRÇALARSAM O KADAR İYİ" DİYE DÜŞÜNMEYİN
Diş temizliği hakkında bilinen yanlışlardan biri de dişleri uzun süre ve
sert şekilde fırçalayarak daha çok bakteri öldürüldüğü inancıdır. Yapılan
araştırmalar iki dakikayı aşan fırçalamanın daha çok bakteri öldürmediğini
gösteriyor. Dişlerin günde en AZ bir kez iki dakika süreyle çok sert
olmadan fırçalanması ve diş ipi kullanımıyla ideal bir diş temizliği
sağlanabilir. Sigara, çay ve kahve tüketimi fazla olanlarda meydana gelen
dil pası kokuya neden olabilir. Bu durumda dişler fırçalandıktan sonra
dili de fırçalamak gerekir.

ARITICI GIDALAR TÜKETİN

Doğal diş fırçası olarak bilinen elmanın yanı sıra çiğ havuç, patlamış
mısır ve kereviz özellikle yemek aralarında tüketildiğinde mekanik bir
temizlik sağlayacaktır.

ELMA SİRKESİYLE GARGARA YAPIN

Sabahları elma sirkesiyle gargara yapın ve sonra dişlerinizi fırçalayın.
Sirke, lekelerin yok olmasına, dişlerinizin beyazlamasına ve
dişetlerinizdeki mikropların ölmesine yardım eder.

AĞIZ KOKUSU İÇİN KAHVE ÇEKİRDEĞİ ÇİĞNEYİN

Ağız kokusu gündelik yaşamda insanı sosyal ve psikolojik olarak etkileyen
bir rahatsızlıktır. Kötü ağız kokusu, hem kişiyi etkiler hem de çoğu zaman
mahçubiyete sebep olur. Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları
olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek bu
sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır.

KEYİFLİ BİR KEŞİF "KAKAO"

Kakao çekirdeğindeki antibakteriyal içerik nedeniyle, çikolata dişlere
zarar vermiyor. Şekerlemeler ise dişlerin baş düşmanı. Meyve sularındaki
asit ise her türlü dişe zararlı. Aynı şekilde laktoz içeren süt de, diş
çürüklerine yol açıyor.

YEMEĞİ PEYNİRLE SONLANDIRIN
Meyve suları, tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, muz gibi
yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. Tatlı yedikten
sonra süt, ayran içmek ve peynir yemek, şekerin ve ortaya çıkan asidin
zararlı etkilerini önler. Ph seviyesini kontrol ettiğinden dişler için
koruyucu kalkan oluşturur.

2-Kalp krizi ve Aspirin ( ÖNEMLİ )


 
Neden yatağınızın başucunda aspirin olsun?
Kalp krizleri hakkında

Sol kol ağrısı dışında başka işaretleri de var kalp krizinin..

Yoğun ense ağrısı, kusma, terleme de daha seyrek ama gözardı edilmemesi gereken belirtilerden.

Not: Kalp krizinde göğüste illa ki ağrı olacak diye bir şey yok!!.
Uykularında kalp krizi geçiren çoğu (yaklaşık 60%) insan, bir daha uyanamadı. Yine de, yoğun göğüs ağrısı ile de uyanabilirsiniz.
Diyelim ki başınıza geldi, derhal ağzınıza
iki aspirin atın bir damla su ile yutun
Sonra da:
-
Yakında oturan bir akraba ya da arkadaşınızı arayın.

- "kalp krizi!" deyin
- 2 aspirin aldığınızı da söyleyin .
-
Mutfak ya da holden bir sandalye alıp giriş kapısına yakın bir yere oturun ve, yardımın gelmesini bekleyin.



~Sakın yere uzanmayın!!!~

Bir kalp cerrahına göre, eğer bu mesajın ulaştığı herkes, en az 10 kişiye dağıtırsa, muhtemelen bir kişini hayatı kurtulabilir.

Ben öyle yaptım!!


Sen de gönder,  bir hayat kurtar!!!

!*ESMER*YARIM*!

Mesaj Tarihi: 21.03.2010 12:54:00

İzlanda'nın güneyinde "Eyyafyallayöküll" buzulu altındaki yanardağ, 190 yıl sonra gecerayısı püskürmeye başladı.

İzlanda sivil savunma dairesi, başkent Reykjavik'in 160 km güneydoğusundaki buzul altında yanardağın oluşturabileceği süratli buz erimesi ve sel tehlikesine karşı yüzlerce kişinin bölgeden çıkartıldığını bildirdi.

Eyyafyallayöküll yanardağı en son 1820'lerde volkanik hareket göstermiş.

Kuzey Denizi doğusunda Grönland'a yakın kuzey Atlas Okyanusu ülkesi olan İzlanda, don ikliminde yer katmanı altından buhar püskürten çok sıcak gayzerlerle kaplı, kuzey enlemine göre epey ılıman bir bölge özelliğini taşıyor.

Yanardağ patlaması, sivil savunma dairesini de, hızlı buz erimesi ve sel tehlikesine karşı harekete geçirdi.

Sivil Savunma Dairesi Başkanı Vidir Reynisson, ilk aşamada 400 kişinin bölgeden uzaklaştırıldığını söyledi. Reynisson, "uçak ekibimiz yanardağın üzerinde durum saptaması yapıyor, Patlamanın şiddeti ve çapını ölçmeye çalışıyor" dedi.

Altındaki volkanik oluşumun 190 yıl sonra harekete geçtiği Eyyafyallayöküll buzulu, İzlanda'nın beşinci büyük buzulu.

AA ANADOLU AJANSI

HABERTURK GAZETESİ ....... _X__HaRuN__X_


!*ESMER*YARIM*!

Mesaj Tarihi: 15.03.2010 17:46:16

Gonarezhou Ulusal Parkı'nda yaşayan bir filin öldüğü haberi yakındaki köyde duyulunca biranda leşin etrafı kısa sürede çaresiz köylülerce sarıldı.

iha.com.tr'nin haberine göre, palalar, baltalar ve tenekelerden imal edilmiş bıçaklarla altı tonluk devasa leş 47 dakikada iskeletine kadar soyuldu.


Filin hortum ve kulaklar bile yemek için alındı. Hayvanın kemikleri de çorba yapmak için toplanmasının ardından, 24 saat sonra geride sadece topraktaki kan izleri kaldı. Kızıl Haç'ın dün yaptığı açıklamaya göre, Zimbabwe'de her dört kişiden birinin acilen yiyecek yardımına ihtiyacı var.

Olayı belgeleyen fotoğrafçı David Chancellor, köylülerin iki gece boyunca kutlama yaptıklarını söyledi.

 

 

Sabah Gazetesi...


Geri
1 2 3
Mesaj Yazmak İçin Giriş Yapınız
Ana Sayfa | Gold Üyelik | Forum | Reklam | Flash Oyunlar | Hakkımızda | Yardım | Gizlilik bildirimi

Copyright © 2010 miniOKEY.com, Tüm hakları saklıdır

 
Google+